" />

Akdeniz Anemisi Bitkisel Tedavisi

yorumsuz
746
Akdeniz Anemisi Bitkisel Tedavisi

Ailevi Akdeniz Asifali-bitkilerteşi (İngilizce: Familial Mediterranean Fever, FMF),Türk, ve Orta Doğu Araptoplumlarında görülen irsi ateşli hastalıktır. Ailevi Akdeniz Ateşi, tekrarlayan ateş, karın ağrısı, göğüs ağrısı ve eklem ağrısı nöbetleri yapan bir hastalıktır. Nöbetler genellikle 24-48 saat sürer. Hastalarda nöbetler dışında hiçbir belirti yoktur…

 

Tel :0 346 221 09 60 (pbx) GSM: Ahmet ÖZ 0 546 401 88 83 

E-posta:   bitkibilgi@hotmail.com

BİTKİEVİ: K. Minare Mah. Vaiz Ahmet Yılmaz Sok.

Çağlayan Apt Altı SİVAS

 

Özellikleri

Ailevi Akdeniz Ateşinin adından da anlaşılabileceği gibi 3 temel özelliği vardır;

Ailesel geçiş: Hastalığın ortaya çıkması için anne ve babanın taşıyıcı ya da hasta olması gerekir.

Sıklıkla Akdeniz Bölgesi ve civarında görülmesi (Karadeniz Bölgesi de dahil)

Ateş nöbetleri yapması: Ateş nöbetlerine karın ağrısı, eklem ağrısı veya göğüs ağrısı eşlik eder. Karın ağrısı, akut apandisit ile karışabilir ve çok şiddetli olabilir. Bu hastaların bir kısmı akut apandisit tanısı ile ameliyat edilmişlerdir ancak karın ağrıları geçmemiştir.

Hastalık uzun dönemde amiloidoz denen başka bir hastalığa yol açabilir. Amiloidozda vücutta değişik organlarda “amiloid” denilen madde birikir, bunun sonucu kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, bilinç kaybı, felç gibi sorunlar ortaya çıkar.

Nedenleri

Taşıyıcı anne ve babadan %25 olasılıkla FMF hastası çıkabilir.

Ailevi akdeniz ateşi kalıtsal bir hastalıktır. 1992 yılında hastalığa yol açan gen bulunmuştur. Bu gen MEFV(pyrin) genidir[3]. Hastalıkla ilişkili genetik bozukluklar 1997 yılında gösterilebilmiştir. Bu gen hastalığın oluşmasında %98 etkilidir. Diğer etken olan gen ya da genler henüz bilinmemektedir.

Türkiye’de bu hastalığa sebep olan genetik bozukluğu her 6 kişiden biri taşımaktadır. Ve her 1000 kişiden 1-3’ü FMF hastasıdır. Bu nedenle hastalığın sık görüldüğü bölgelerde evlenmeden önce genetik test yapılması ve genetik danışma alınması zorunludur. Ayrıca diğer bölgelerde yaşayanlara da önerilmektedir.

Tanı

Nöbetler sırasında kan lökosit sayımı ve CRP yükselebilir, ancak nöbet esnasında alınan kanda fibrinojen seviyesinin yükselmesi daha özgül bir bulgudur. Kesin tanı genetik inceleme ile mümkündür ve çok yaygın olarak birçok üniversitede ve genetik tanı merkezinde yapılmaktadır. Hastanın nöbetler sırasında ve nöbet dışı zamanlarda muayene edilmesi ve bazı laboratuvar incelemeleri ile tanı genetik inceleme olmadan da kolaylıkla konur. Ancak hem genetik danışma açısından hem de hastalık tanısının kesinleşmesi bakımından genetik test önerilir.

Ailevi Akdeniz ateşi tanısı her şeyden önce yukarıda tanımlanan iltihabi atakların varlığına, yani klinik bulgulara dayanarak konur.

  1. Tekrarlayan ataklarHastaların tekrarlayan hastalık belirtilerini tanımlaması tanı için en önemli bulgudur. Benzer belirtilere neden olabilecek hastalıkların da ayırt edilmesi gereklidir. Hasta ilk atak sırasında görülmüşse, hastalığın tekrarlayıcı niteliğinin görülmesi amacıyla takibe alınması yararlı olacaktır.
  2. Kan testleriHasta eğer atak sırasında görülmüşse, atağa eşlik eden iltihap bulgularının varlığı (ateş, kanda beyaz kürelerin (lökosit) sayısının artması, eritrositlerinsedimentasyon (çökelme) hızının artması, fibrinojen ve CRP’nin yükselmesi) ve bu testlerin atak sonlanınca normal değerlere inmesi tanıya yardımcı olur. Bu testlerin pozitif bulunmasının ailevi Akdeniz ateşine özgü olmadığı, sadece vücutta iltihabi bir reaksiyonun varlığına işaret ettiği unutulmamalıdır. Dolayısıyla başka bir iltihabi hastalıkta (örneğin akut apandisit, bakterilere bağlı enfeksiyonlar, vb) da yüksek çıkabilirler.
  3. Aile öyküsüHastaların yaklaşık yarısında ailede benzer şikayetleri olan akrabaların olması tanıyı destekleyen önemli bir bulgudur. Bununla beraber, ailevi Akdeniz ateşinin çekinikgeçen bir kalıtsal bir hastalık olması nedeniyle, ailede başka bir hastanın olmaması da şaşırtıcı olmaz.
  4. AmiloidozHastada ikincil amiloidozun varlığı da tanıyı kuvvetle destekler.
  5. Kolşisin tedavisine yanıtAilevi Akdeniz ateşi olduğu düşünülen hastalarda yeterli dozda kolşisinverildikten sonra atakların hiç tekrarlamaması ya da atak sıklığının ve şiddetinin belirgin olarak azalması tanıyı destekler.
  6. Genetik testlerGünümüzde ailevi Akdeniz ateşi ile ilişkili olan MEFV genindehastalığa neden olabilen mutasyonların taraması da yapılabilmektedir. Bununla beraber, hastalıkla ilişkili olduğu gösterilen mutasyonların sayısı oldukça fazladır ve yaygın olarak kullanılan laboratuvar yöntemleri ile bunların tamamını taramak mümkün olmamaktadır. Bugün için bilinen mutasyonlar klinik olarak ailevi Akdeniz ateşi tanısı konan hastaların ancak %60-80’inde pozitif bulunmaktadır. Öte yandan ülkemizde taşıyıcılık oranı da oldukça fazladır (yaklaşık %10-20) ve herhangi bir şikayeti olmayan insanlarda hastalıkla ilişkili bir mutasyon bulma olasılığı da yüksektir. Ayrıca klinik bulgularla ailevi Akdeniz ateşi hastalığı tanısı konan hastaların yaklaşık %5-15’inde MEFV geninde hiç mutasyon bulunamayabilir. Yorumlama güçlükleri nedeniyle, belirli merkezler dışında genetik yöntemlerin “tanı amaçlı” olarak kullanılması önerilmemektedir.

Ayrıca, 11 Şubat 2011 tarihinde İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde 80 hasta ile yapılan kontrollü çalışmaya göre sağ alt kadranda hassasiyet, dışkılama bozuklukları ve diz ağrısı olan hastaların %50’sinde MEFV geninde heterozigot mutasyon olduğu tespit edilmiştir.[kaynak belirtilmeli]

Kaynakça

Warrell, David A.; Cox, Timothy M.; Firth, John D.; Benz, Edward J. (2005) (İngiliz). Oxford Textbook of Medicine. Oxford University Press. ss. 159.  “The disorder is also known as recurrent polyserositis, periodic disease, Armenian disease.

Society for Epidemiologic Research (U.S.) (1986). Nathanson, Neal; Gordis, Leon. ed (İngiliz). Epidemiologic Reviews. Johns Hopkins University Press. ss. 115. . “Paroxysmal polyserositis or Armenian disease

 

Bu makale için faydalanılan kaynaklar:

Kitaplar.Yeşil Eczane (Orjinal dil):Green pharmacy book

Nusret Efendinin Miladi 1794 de kaleme aldığı “Ma Habar Risalesi”, İbn-i Sina nın “et-Tezkere”, İbn-i Kayyum “Edviyye”, Zürkani “Şerhul Muvatta”, Osman Hayri Efendi “Kenzül Sihhat-i El-Ebdaniye, Hüseyin Eşref el Rzavi “Nusret Efendi Risalesinden Derleme”, Arif Pamuk “Şifalı Bitkiler ansiklopedisi, Y Stoyanov ” Şifalı Bitkiler”, Orman BakanlığıOrman Dregisi ” Sayı:8-10 Yıl 1992″

İnternet sayfası: e-kitap

http://books.google.com.tr/books/about/The_Green_Pharmacy_Herbal_Handbook.html?id=QFBsolqCKWMC&redir_esc=y.

Sosyal Medyada Paylaş Facebook Twitter Google+

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

Facebook Yorumları

Konu hakkında yorumunuzu yazın